kırk anahtar

kırk anahtarı var onun
kırk ayrı kapıyı açan
kimi ahşap kimi demir kimi evliya kapıları

kırk ayrı tokmağı var kapılarının
kimi sedef kimi bronz kimi gümüşten
bazıları nazarlara açılır tütsülere kapılarının
bazıları vitraylara ebrulara
altın parıltılar uçuşur parmak uçlarında
afrika menekşeleri boy verir
en utanmaz minyatürlerin gölgesinde
cinayetler işlenirken haremde

kırk odası var onun
hep yanlış yönlere açılan kırk avlusu
kimi zindan çığlıklarına
kimi aşk bahçelerine
çoğu kendi yanlışlıklarına açılan

kırk basamaklı merdiveni var onun
her seferinde kendi hüzünlerine
kendi yalnızlığına çıkan

yeşim ağaoğlu, istanbul, 1996