PORTAKAL TEK MEYVE DEĞİLDİR

cinnet şehri

cinnet şehrinin ortasındayım
durup durup her taraf kanıyor
hangi yana kulak versen
ya çan sesi duyarsın ya siren
bütün şehir çığlık çığlığa bağırıyor

hırsız alarmları bana çalıyor
hiç bilmediğim istasyonlarda duruyor trenler
son trenlerin içinde hep ben

kıpkırmızı yangınlar şehrinin ortasındayım
ne yana dokunsam alev alıyor her yer
yabancı evlerde yaşıyorum
yabancı yataklarda uyuyorum
çarşaflar parlıyor aniden
yandım yanacağım korkuyorum

sonu gelmez serüvenlerin don kişot' uyum
yel değirmenleri hep ters dönen

1990 - 1993



bana bir şiirlik borcun var

bana bir şiirlik borcun var
onu öde ben gideceğim
anladım sen benden de tehlikelisin
ateşle sevişiyorsun günde sekiz saat
alev alev tuttuğum her bir yerin

sen ne benim olabilirsin
ne ben seni ateşle paylaşabilirim
gözlerimi istedin saçlarımı
istiyorsan alabilirsin
bana bir şiirlik borcun var
onu öde ben gideceğim

1991



sen beni hiç bilmedin

sen beni hiç bilmedin
vedasız siyah bir gecede yitip gittin
siyah saçlarınla
senin ismin acı veriyordu bana
senin şarkıların dansların hüzün
gülebilirdin yaptıklarıma
istiyorsan kızabilirdin hatta
sen beni hiç bilmedin
dans et şimdi
kırmızı bir gül ağzında
ne kadar gizlesende
gözlerinde ki hüznü gördüm

1991






metamorfoz

ben gemilerle uçtum
eski zaman denizlerinde yüzdüm
karanlık dehlizlerde yaşadım
farelerin sırtında gezdim

simsiyah giyinirdim
güldüm mü kan sızardı
yılanlarla seviştim
her bir tırnağım akrepti
tükürdüm mü jilet tükürürdüm
gözlerimden yarasalar uçardı
saçlarım baykuşların barınağı
her kahkahamda akbaba çığlıkları

sonra işte sizi gördüm
farelerin sırtından indim
yunus balığı getirdi beni
güldüm size güller verdim
gözlerimden yıldızlar kaydı

herşeyimi soyundum
bütün akrepler kaçtı baykuşlar uçtu
ama bir de gördüm ki
sizin koynunuzda da bir yılan vardı

1991




gökgürültüsü gülü

dün gece sabaha karşı
şimşek girdi penceremden içeriye
yağmur henüz başlamamıştı
elinde kıpkırmızı gökgürültüsü gülü
gülün saçları ne kadar siyahtı

bütün odaları dolaştı şimşek
içime girdi çıktı
yaladı bütün vücudumu
giderken yatağıma
gökgürültüsü gülünü bıraktı

camlar paramparça oldu
aynalar alev alev
bıçaklar kan içinde
derken çığlık çığlığa yağmur
gülün saçları ne kadar siyahtı

1991



floresanlar

bu floresanlar böyle buzul kat
fabrika sabahları
metro karanlıkları
göz ağrısı baş ağrısı
bu floresanlar işkence rengi
mavi ay aydınlığı
nefret ettiğim sorgu sual akşamları
yoksulluğa davet kurtlaşmaya çağrı
bu floresanlar bol buzlu bir içki
senin ellerinden içtiğim

1991



röntgenciye notlar

bir dürbünle renklenebilir dünyanız
hele bir de dürbününüz kırmızıysa
tıpkı benimki gibi
her perdenin açılışı yeni bir film
her an bir cinayete tanık olabilirsiniz
ya da fazlasıyla müstehcen bir aşk pozisyonuna
tüm gariplikleri izliyebilirsiniz
burnunuzun ucunda
düş dünyanız genişse
bu daha da mükemmel
her pencerenin açılışında bir öykü gizli
bir de dürbününüz kırmızıysa
tamamı renkli sayısız film
seyreyleyin

1990




evler

fakir evler görüyorum geceleri
lambaları savaş sırasında karartma
duvarları çıplak
odaları kalabalık
camları fazla rüzgarlı fakir evler

yalnız evler görüyorum geceleri
kedileri pencere önlerinde
duvarlarında çerçeveli yitik yaşamlar
kitapları sonbahar
küçük masalı yalnız evler

mutlu evler görüyorum geceleri
lambaları sanki dolunay
pencere önlerinde gülen biblolar
kocaman masalar büyük koltuklar
perdeleri açık mutlu evler

korkunç evler görüyorum geceleri
kapkaranlık ıssız evler
kimler yaşıyor bilmiyorum
hangi tuhaf insanlar
koyu perdeleri sımsıkı örtülü
içerisi görünmez
bazen gölgeler yürüyor perdeler üzerinde
merak ediyorum
ama biliyorum zili çalsam açan tehlike

1989



başka kadınlar

bu kadınlar başka
saçları fazla kirpikleri fazla
dudakları balon kırmızısı
yanakları cinayet
başka bir gezegenden düşmüşler
sanki yanlışlıkla

bu kadınlar başka
sesleri yanlış çalınan konçerto
mi çıkacakken hep do
memeleri dondurma üzerine konan fıstık
hep ayıp laflar ağızlarında

bu kadınlar başka
gerçek üstücü bir sanatçının yapıtları gibi
en olmadık yerlerinde en olur şeyleri gizli
modern sanatlar müzesi

bu kadınlar başka
gündüz oldu mu can çekişiyor kadınlıkları
perdeler kapanıp aynalar ters çevriliyor
gözlerinde hüzün gittikçe artıyor
elleri büyüyor sonra ayakları
devleşiyorlar aydınlıkta
yüzlerinde yanlıış dikenler
ansızın boy veriyor

bu kadınlar başka
geceye yatıyorlar yeniden doğmak için
karanlık bastırıp da gece oldu mu
hepsi birden en fazla kadın
artık caddeler kaldırımlar onların
kahkahaları duyuluyor
sislerin ardından
gecenin vampirleri
en sivri dişleriyle kan arıyor.

1989





 
 
able>