YANLIŞLAR ŞEHRİNDE RANDEVU



tüysüz şeftali

görülmedi ki
gizlice girdi içeriye
sinsice demek daha yerinde
kaydı belki de
istese o an bulur, birleştirir bir noktada
beş parmak, bir sis kadar uzak
zamanı mı yok, içi mi istemiyor
bir başka oda mı var aralarında
tüysüz bir şeftali kadar uzak ona
çirkin bir kemancının notalarında
sabun kadar kaygan olabiliyor
gözleri bilmiyorum nerede
ararken onu saçların her renginde
eli ufacık bir üçgenin attığı yerde olabiliyor.

temmuz '85


dehşet tabloları

kan damladı tuvalden suratına
aldı, bulaştırdı her yanına
resmin en can alıcı noktasını kana buladı
sonra şehvetle aynaya baktı
çırılçıplaktı.
kendini öptü kristal aynalarda
ve şarkısına başladı
özgürlük, barış, devrim adına
bıyıklarında diretiyor
piposunda, purosunda
kocasını çok seviyor
yağlı, şişman kocasını
ve boyalı tırnaklarını
can çekişiyor her gece yatağında
geçmişi vazgeçemediği film
azrail kara lale başucunda
kendinle sevişiyor köpüklü banyolarda
bütün resimlerde kan
bütün boyalarda resim
küfürler, sloganlar hep dudaklarında
özgürlük, yaşam, devrim uğruna
kadınlığını yakalıyor bazen şişman kocasıyla
ya da göğüslerini çıkarıp atıyor
bıyıkları hepten uzun, simsiyah
erkekliğini yaşıyor bir hemşire yanında.

ve bir gün sonsuz bir resim çiziyor hayata
kıpkırmızı, bol kanlı
her şey yaşam için
her şey yaşam
tabutu kızıl bayrağa sarılı
güvercinler uçuşuyor, yaralı kanatları
şişman, yağlı kocası ağlıyor başucunda.

nisan '87


camel trophy

biz de at bacağı sevişmiştik, tavşan ayağı
bıyıkları, memeleri fırlatmıştık bir kenara
kolları, bacakları cam dışarı, kapı dışarı.
ben romancı değilim, biliyorsun
yayıncıları dövme
gözünü oyma benim yüzümden
ben her zaman diz boyu şiirler yazarım.
kamera arkasında istiyorsun beni
olağandışı dev filmler
sinemanın sisli heyecanı
fokur fokur cadı kazanı.
bizim de jet uçağıydı sevgimiz
aşkımız sapsarı camel trophy
ne mosmor günlerimiz oldu seninle
el içiyle bakılamaz kadar ayıp
kara gül, kırmızı lale
çilekli dondurma, çırılçıplak muz
ıslak birer salyangozduk o zaman
hep yanlış deliklere giren
toplam 372.5 kilo şehvet
eller yukarı
seni boğmak istemiyorum
n' olur tek gözlü ölme.

eylül '88



medusa

bir sütyen, bir külot
bir ayağında siyah çorap
öbür ayağında yok
saçları yılan gibi medusa.
ne arıyor ağacın tepesinde bu kadın?
mavi gözlük gözünde
tırnakları ahtapot.
kendi odasını seyrediyor gizliden gizliye
yatağında çıplak bıraktığı gölgesini
dev bir karasinek gibi gölgesini
tek gözle bakılamaz kadar ayıp.
gölgesi onu izliyor, o gölgesini
ağaç devrildi devrilecek.

kasım '87- temmuz '88



hay allah

siz ki benim en büyük aşklarımdınız
eski film afişleri gibi yittiniz
ben yanlış aşkların, yanlış aşığı
ben olanaksız.
hay allah,
ara sıra duyuyorum, hepiniz kilo almışsınız
zaman mı yanlıştı,
biz mi başaramadık?
tanıyamazsınız beni görseniz
zaman neler yaladı
hadi bak falıma ihtiyar falcı
onlar ki benim en büyük aşklarımdı
benim yaptığımı köpekler yapmaz

şubat '89





 
 
able>