g name="a5" src="images/feza-menu_r02_c09.gif" width="149" height="21" border="0">

 

NEW YORK BLUES


boş bahçe

yastığın havlıyor
ben havlıyorum
yoksun siyah saçların da yok
olsan dayardım başımı omuzuna
biliyorum kalbin küt küt
yapıştırma kanatların
kuşlarla yarış ediyor
yine en güzel ormanımı yaktın
beni sensiz bıraktın
yokluğun tıpkı bıcağın kadifeyi kesmesi gibi
kansız

yastığın ağlıyor
ben ağlıyorum
karlar bile eridi gelmiyorsun
kan yok acı var yokluğunda
ardında yine bomboş bir bahçe bıraktın

1994


devekuşu

devekuşu tüylerini takınmış
yeraltında yaşıyor
gözlerden uzak
kendini aldattı aldatacak
polis ne zaman kimlik sorsa
(ki bu gidişle hep soracak)
ödü patlıyor
sanki kimliğinden militan fırlayacak
bir eşcinselliği var
DNA' sından hatıra
aklınca açık artırmaya çıkarsa hemen satacak
anladık oğlum anladık
bizim karalarımıza da çok gemiler oturdu
pencerelerini aç
yazılarını plastik nehirlerden çıkart
başını kumdan
bir eşcinselliğin var
o da kırıldı kırılacak

1994



kendi içime düştüm

kendi içime düştüm
simsiyah en derin içime
ne yanıma dönsem kaçamıyorum
korkuyu gördüm içimin en dip köşesinde
karşısında yalnızlık
satranç oynuyorlardı
sessiz ciddi ağırbaşlı
santranç nasıl oynananırsa işte

kendi içime düştüm
suya düşen pervane gibi
tozlarım döküldü
pırpır edip çıkamıyorum

balık oldum ahtapot
sonra örümcek
en düşülmez yere düştüm
zümrüt-ü anka oldum
uçamıyorum

1993


mektuplar

mektuplar uçuşuyor gökyüzünde
kanat kanat pul pul mektuplar
içleri özlem dolu sitem dolu kırgın mektuplar

mektuplar şişe şişe denizin üzerinde
ağır aksak geç kalmış mektuplar
sevgiliye yazılmış dosta yazılmış
anneye yazılmış mektuplar

mektuplar çuh çuh tren rayında
kimi ezilmiş kanıyorlar
en çok kanayanlar ki
belki de yazıldıklarına pişmanlar

mektuplar bisiklet pedalına takılmış
gülümseten hüzün veren mektuplar
en güzelleri henüz daha yazılmamışlar

1994


savaş demek çıplaklığı

soyundukça tehlikeli oluyor bedeni
silahlar sallanıyor çıplaklığından
buz gibi tabancalar kanlı bıçaklar
en olmaz yerlerinde
uçaksavarlar
top tüfek mermi ne ararsan var
hele bir yeri var ki mayın tarlası

soyundukça alarma geçiyor bedeni
karartma başlıyor
bombardımana hazır uçaklar
savaş demek çıplaklığı

1993




vesikalık aynalar

siyah beyaz
vesikalık aynalar
sırları bozuk
kırık aynalar
öyle duruyorlar ki
sanki bir adım atsan
başka hayatlar ülkesi
ne zaman içlerine baksam
gördüğüm kendim değilim
yabancı suratlar
gülümseyin çekiyorum
vesikalık aynalar

1993



zamanı giyinmek

tüm giysilerini soyundu
çırılçıplak bedeni
bir saati kaldı kolunda
simsiyah kol saati
saati giyindi zamanı giyindi üzerine
kara bir çarşafı giyinir gibi
yıllardan uzay çeyreği mevsimlerden kış
günlerden salı
hayat hep böyle içinden geldiğince
tıkır tıkır işliyor saat
kıpır kıpır işliyor bedeni
zaman ki soyut
eridi aktı
dali' nin tablosundaki gibi
yelkovanla akrebin birleştiği nokta
şimdi en dakik yeri

1994